30 Eylül 2012 Pazar

Ali Mezarcıoğlu Her Yönüyle Roman Gerçeği


Roman toplumu tanınmıyor. Roman gerçeği hakkında konuşan pek çok insan yarım yamalak bilgileri tekrarlamaktan öteye geçemiyor. Bu yazıda Romanlarla ilgili en temel bilgileri paylaşmaya çalışacağız. Burada yazdıklarımız şüphesiz ki yeni, daha önce hiç yazılmamış şeyler değil. Diğer taraftan bu bilgilerin derli toplu bir şekilde ortaya konulmasının başta Romanlar olmak üzere pek çok kesim için yararlı olacağına inanıyoruz.


Romanlar bir kavimdir. Arnavutlar, Çerkesler, Gürcüler, Bulgarlar, Boşnaklar, Sırplar, Araplar gibi. Roman kavmini bir kavim yapan iki temel unsur vardır. Bunlardan birincisi Roman tarihidir. Bugün farklı bölgelerde yaşayan Romanların ataları aynı geçmişi paylaşmışlardır. Bu tarihin sonucunda ortaya Roman dili ve Roman kültürü çıkmıştır. İşte Roman kavmini bir kavim haline getiren ikinci unsur da Roman dili ve Roman tarihidir.

Roman tarihi Hindistan'da başlar. 1000 yıl önce Hindistan'ı kasıp kavuran büyük istila hareketleri ve savaşlar Romanların atalarının bu bölgeden ayrılmasına neden oldu. Bu insanlar binbir zorlukla o zamanlar üzerinde Bizans İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü Anadolu ve Balkan topraklarına geldiler. Burada geçimlerini çeşitli zanaat ve hizmetlerin sunumuyla sağlayan yerli Çingene kavimleri ile kaynaştılar. Zamanla tek bir kavim haline geldiler. Dillerine Romanes kendilerine de Roman dediler.

Romanes dili çok açık bir şekilde Hint dilleri ile bağlantılıdır. Bununla birlikte Fars, Kafkas dilleri ile Yunanca'dan da etkilenmiştir. Çok sayıda farklı lehçesi olmakla birlikte özellikle Balkanlar ve Batı Anadolu'da konuşulan Romanes'in farklı lehçelerini konuşanlar birbirleriyle kolaylıkla iletişim kurabilirler.


Dünya genelinde en yüksek Roman nüfusu Balkan ülkeleri ve büyük Batı Avrupa devletlerinde yaşamaktadır. Romanların genel nüfusa oranın en yüksek olduğu coğrafya ise Balkanlar ve Batı Anadolu'dur. Avrupa'nın tüm diğer bölgelerinde Roman nüfusun genel nüfusa oranın yüzde birin altındayken, Balkanlar ve Batı Anadolu'da bu oran yüzde birin üzerindedir. Kimi noktalar ise yüzde ikinin üzerine çıkar. Romanların genel nüfusa oranının en yüksek olduğu bu coğrafya aynı zamanda Romanes'in en yoğun bir biçimde konuşulduğu coğrafyadır.

Toplam Roman nüfusu hakkına halen kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Romanların içinde yaşadığı ülkelerin verdiği bilgiler esas alınırsa dünya genelinde Roman nüfusu beş milyonun üzerindedir. Avrupa Komisyonu'nun rakamlarına göreyse Romanların genel nüfusa on milyon civarındadır. Her halükarda toplam Roman nüfusunun yarıdan fazlası Balkan ülkeleri ve Batı Anadolu'da yaşamaktadır.

Roman kavmi genel nüfusa oranının nispeten yüksek olduğu Balkanlar ve Batı Anadolu dahil olmak üzere yaşadığı hiçbir bölgede çoğunluğu oluşturmaz. Sayıları elli bini geçmeyen Roman mahalleleri dışında Romanlar tüm yerleşim birimlerinde sayıca azınlık konumundadırlar. Balkanların kimi yerlerinden Arnavutlar, kimi yerlerinde Makedonlar, kimi yerlerinde Sırplar, kimi yerlerinde ise Bulgarlar nüfusun çoğunluğunu teşkil ederler. Buna karşılık Romanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu hiçbir toprak parçası yoktur.

Bu durumun nedeni Roman tarihinde gizlidir. Hindistan'dan ayrılmak zorunda kalan Romanlar sahip oldukları tüm doğal kaynakları uzun zaman önce yitirmişlerdir. Savaş ve istilanın getirdiği yıkım Romanların atalarının topraksız kalmasına, hayvan sürülerini ve sahip oldukları ormanlık arazileri kaybetmelerine neden olmuştur. Bu şartlar altında geçinebilmek için tek yol Çingene Usulü Geçim Yollarını benimsemek olmuştur. Romanların ataları tarımcı ve hayvancı kavimlere çeşitli zanaat ve hizmetleri sunmuşlar karşılığında ise onlardan çeşitli hayvansal ve tarımsal gıdaları almışlardır. En bilinen Roman zanaatları sepetçilik, kalaycılık, müzisyenlik, halk hekimliği, bakırcılık, at yetiştiriciliği ve demircilik olmuştur.

Bu meslekleri yaparak geçinen Roman aşiretleri daha geniş bir müşteri topluluğuna ulaşabilmek için küçük gruplara ayrılarak giderek daha geniş bir alanda yayılmışlardır. Bunun sonucunda toplam nüfusu bugün dahi on milyonu geçmeyen Roman kavmi Avrupa'nın dört bir yanına dağılmıştır. Bu durumun sonucu olarak Romanlar çok yaygın ama aynı zamanda hiçbir bölgede nüfusça ağırlık oluşturmayan bir kavim durumuna gelmişlerdir. Bunun tek istisnası Romanların dayanışma içerisinde bir arada yaşadıkları Roman mahalleleridir. Sayıca küçük gruplar halinde de olsa sadece Roman mahallelerinde Romanlar kültürlerini yaşatma ve kendilerini geliştirme imkanı bulabilmişlerdir. Mahallelerin dışında kalan Roman aileler genellikle birkaç kuşak içerisinde dillerini, kültürlerini ve Romanlıklarını tamamen yitirmişlerdir.

Romanlar sanayinin yaygınlaşması ile birlikte geleneksel mesleklerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir. Modern teknoloji pek çok geleneksel zanaatı işlevsiz bırakmıştır. Bu şartlar altında büyük bir yoksulluk tehlikesi ile karşılaşan Roman toplumunun ezici çoğunluğu ayakta kalabilmek için diğer kesimler tarafından tercih edilmeyen dar gelirli, insan sağlığına zararlı ve en zor işlerde çalışmak zorunda kalmışlardır.

Romanları nasıl bir gelecek bekliyor? Bu genç Avrupa kavminin geleceğinde neler var? Şüphesiz ki bugünden bu soruya gerçekçi bir yanıt vermek mümkün değil. Buna karşılık Roman kavminin geleceğine dair ipuçlarının Roman tarihinde ve Romanların bugünkü gerçekliğinde saklı olduğuna da şüphe yok... Bugünümüzü ve tarihimizi daha iyi anladıkça Romanların geleceği hakkında daha fazla söz söyleme hakkına da sahip olacağız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder