30 Mayıs 2013 Perşembe

14 Mart Roman Buluşması ve Türkiye Romanlar Günü

14 Mart 2010 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Roman buluşması Türkiye Romanları için tarihi bir olaydır. 14 Mart'ın unutulmaması için Türkiye Romanları, her yıl 14 Mart'ı Türkiye Romanlar Günü olarak kutlamalı, her 14 Mart'ı sorunlarını dile getirmek ve seslerini duyurmak için bir vesileye dönüştürmelidir.



14 Mart 2010 tarihinde İstanbul'da büyük bir Roman buluşması gerçekleştirildi. İstanbul'da 10.000'e yakın Roman toplandı. Toplantıda konuşma yapan Başbakan Erdoğan, toplanan kalabalığa “Sizler Romansınız” diyerek Türkiye Romanlarının varlığını resmen tanıdıklarını ifade etti. Yıllardır önyargılar nedeniyle ifade etmekten çekindikleri, mümkünse geride bırakmaya, unutmaya çalıştıkları Romanlıklarının Türkiye Cumhuriyeti devletinin en üst düzeydeki görevlisi tarafından saygın bir kimlik olarak ortaya konuluşu Romanlara hem cesaret hem de güven verdi.

14 Mart 2010 Roman Buluşması bir partinin toplantısı değildi. Muhalefet ve iktidar partileri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin farklı kesimleri böyle bir toplantıya ihtiyaç olduğu konusunda hemfikirdiler. Nitekim toplantı yapıldıktan sonra yönteme ilişkin kimi eleştiriler getirilse de toplantının kendisine esastan bir karşı çıkış olmadı. Zira Romanlar özellikle son on yıl içerisinde kendi imkanları çerçevesinde verdikleri mücadelelerle yetkililerin kendi sorunlarının ciddiyetinden haberdar olmalarını sağlamışlardı. Devletin Romanların sorunlarıyla ilgilenmesi gerektiği noktasında hiç kimsenin tereddütü yoktu. Daha sonra da muhalefet partileri gerek mecliste yaptıkları konuşmalarda Romanların sorunlarına değinerek, gerekse Romanlarla ilgili toplantılar düzenleyerek konunun öneminin farkında olduklarını açık bir biçimde ortaya koydular. 14 Mart sonrasında aynı anlayışla geliştirilen tüm bu çabalar bizler için son derece değerlidir. 14 Mart Toplantısı'nda konuşan başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisi adına değil, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başbakanı sıfatıyla devlet adına konuşuyordu. 14 Mart Roman Buluşması artısıyla eksisiyle bir partinin değil genel olarak devletin yaklaşımlarını yansıtmaktaydı.

Roman Buluşması ve daha önce yapılan çalıştaylarda bir dizi sözler verilmişti. İstihdam, barınma ve eğitim gibi kimi alanlarda Roman toplumunun yaşadığı sorunların çözüleceği ifade ediliyordu. Geçen 3 yılda bu konularda bazı adımlar atıldı. İstihdam alanında açılan meslek edindirme kursları, geçici çalışma projeleri, Roman çocukların eğitim düzeyinin yükseltilmesi için ilgili kurumlar tarafından başlatılan programlar, çeşitli bölgelerde inşa edilen TOKİ konutları verilen sözler doğrultusunda atılan adımlardan bazıları. Öte yandan geçmişte yapılan bazı yanlış kentsel dönüşüm projelerinin acıları telafi edilemedi. Yanlış projeler nedeniyle evsiz kalan, onlarca yıl sonra yeniden göçebeliğe başlayan insanların mağduriyetleri halen sürüyor. Daha da önemlisi geçmişteki hatalı bakış açısıyla bazı yeni dönüşüm projelerine girişildiği ve yeni mağduriyetlerin yaratıldığı da oldu.

14 Mart 2010 tarihinde gerçekleşen Roman Buluşması'nı bizler açısından önemli kılan nokta orada verilip de tutulan veya tutulmayan sözler değildir. Bu buluşmayı düzenleyenlerin amaçlarından, iyi veya kötü niyetli olmalarından çok daha önemli olan bu buluşmanın Roman toplumunda meydana getirdiği değişimdir. Türkiye tarihi boyunca ilk kez bu kadar çok Roman bir araya gelmiştir. 14 Mart 2010 sonrası Romanlar, kendi sorunlarına geçmişte olduğundan çok daha fazla duyarlıdır. Buna bağlı olarak Romanlar giderek daha fazla kendi sorunları hakkında düşünmeye, konuşmaya ve tartışmaya başlamıştır.

14 Mart 2010 Roman Buluşması'na Romanların sorunlarının birden bire çözüleceği, birilerinin bizler için bütün dertlerimizi çözeceği bir toplantı olarak bakmamalıyız. 14 Mart 2010 Roman Buluşması Romanlara, Roman olduklarını hatırlatmış; Romanların Romanlar olarak kendi sorunlarının çözümü için bir şeyler yapması gerektiğini göstermiştir. Yıllarca Roman olduğunu gizleyen, akrabalarından bile kaçan pek çok insan toplantı sonrası yüzünü kendi halkına dönmüş, kendi kendisiyle barışmıştır. Bununla birlikte 3 yılın ardından söylenmesi gereken 14 Mart 2010 tarihinin bir son değil, bir başlangıç olduğudur. Bu fırsatı iyi değerlendirmek; sorunlarını gizlemeden ortaya koymak, çözüm yolları üretmek ve bu çözüm yollarının halk desteği bulmasını sağlamak için Romanların gitmesi gereken uzun bir yol vardır.

Dünya Romanları için özel anlam taşıyan 3 gün var. Bunlardan birinci ve en eskisi çok eski bir Roman efsanesine göre Romanlara huzuru, barışı ve birliği getiren büyük Roman kralının kaybolduğu sulardan yükseleceğine inanılan Hıdrellezdir. Diğeri 8 Nisan 1971 tarihinde Londra'da yapılan 1. Dünya Romanlar Kongresi dolayısıyla her yıl kutlanılan 8 Nisan Dünya Romanlar Günü'dür. Üçüncüsü 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından katledilen Romanları yad etmek için yapılan 2 Ağustos anmasıdır.

Bunlara ek olarak Türkiye Romanlarının 14 Mart 2010 Roman Buluşması vesilesiyle, 14 Mart'ı Türkiye Romanlar Günü olarak kutlamaları gerekiyor. Her 14 Mart'ta Romanlar, yaşadıkları sorunları, kendi toplumlarını hedef alan önyargıları ortaya koymalı; çeşitli vesilelerle sorunlarını, sıkıntılarını dile getirmeli; yöneticilere Romanların sorunlarını çözebilecek önerilerde bulunmalıdır. Bunun için her fırsat değerlendirilmeli, 14 Martlarda mümkün olduğunca çok sayıda Roman bir araya gelerek kamuoyunda kendi sorunları ile ilgili hassasiyet uyandırmalıdır.

14 Mart yanlış kentsel dönüşüm projelerinden dolayı evsiz kalan Romanların seslerini duyurma günü olmalıdır.

14 Mart meslekleri ellerinden alınan, mesleklerini icra etmeleri güçleştirilen kağıt ve hurda toplayıcılarının dertlerini anlatma günü olmalıdır.

14 Mart hiçbir güvenceleri olmadan çalışan, üç kuruş ekmek parası için sarhoş kahrı çeken Roman müzisyenlerin hep içlerine attıkları acılarını haykırma günü olmalıdır.

14 Mart sahipsiz, çaresiz ve umutsuz kaldığı için ele avuç açmak, dilenmek zorunda kalanların yeni bir umuda uyanma günü olmalıdır.

14 Mart yazın güneşin altında, kışın titreye titreye tezgahının başında bekleyen çiçekçilerin; yok pahasına hiçbir sosyal güvencesi olmaksızın en ağır yükleri omuzlayan hamalların; madenlerde, tarlalarda ömür çürüten işçilerin; kutsal alın terinin karşılığını alma günü olmalıdır.

14 Mart okuduğu eğitim kurumlarını başarıyla bitirdiği halde Romanlara dönük önyargılar nedeniyle mesleklerini yapamayan ya da Romanlıklarını gizlemek zorunda kalanların kendi toplumlarıyla kucaklaşma günü olmalıdır.

Her 14 Mart'ta Romanlar hem büyük bir coşkuyla 14 Mart 2010 Roman Buluşması'nı yad etmeli hem de o tarihten bugüne Roman toplumunun geldiği noktayı ve Türkiye Romanlarının geleceğini tartışmalıdır.

Başta Medya Roman ailesi olmak üzere, Romanları temsil etme iddiasındaki tüm kurum ve kuruluşları 14 Mart tarihinin Türkiye Romanlar Günü olarak kutlanması için çalışmalar yapmaya davet ediyoruz. Türkiye Romanları 14 Mart'ı unutmamalı; çocuklarının geleceği için 14 Mart ruhunu yaşatmalıdır. 14 Mart Romanların huzur, barış ve birliğinin müjdesi olarak görülmeli, 14 Mart'ın Türkiye Romanlar Günü olarak kabul edilmesi için çok geniş kapsamlı bir kampanya başlatılmalıdır.

Yaşasın 14 Mart
Yaşasın Türkiye Romanlar Günü!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder