Ali Mezarcıoğlu 8 Nisan Vesilesiyle Romanlık ve Çingenelik Üzerine


Sitemizin izleyicileri Çingene kelimesini sadece bir kavmin adı olarak kullanmadığımızı çok iyi biliyorlar. Çingene, dünyanın her bölgesinde yaşayan göçebe zanaatçı kavimlerin, halkların; Anadolu, Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlardaki ortak adıdır. Romanların, Abdalların, Lomların, Domların, Ashkalilerin, Mugatların ve daha nice kavimlerin onları Çingene adında birleştiren ortak bir özellikleri vardır. Bu kavimlerin sahip oldukları topraklar, hayvan sürüleri ve orman arazileri tarihin bir döneminde ellerinden alınmıştır. Tarım, hayvancılık, avcılık ve toplayıcılık yapma şanslarını yitiren bu kavimler geçimlerini çeşitli zanaat ve hizmetleri çevrelerindeki topluluklara sunarak karşılama yoluna gitmişler; bu şekilde evrensel kast sistemi içerisinde Çingene Evrensel Kastı'nın bir parçası olmuşlardır.

***

Çingene kavimleri sanayinin etkisiyle geleneksel meslekleri ortadan kalktıktan sonra en zor ve düşük gelirli işlerde çalışmak zorunda kalmışlardır. Dünya Çingeneleri, yoksulluk başta olmak üzere pek çok ciddi sorunla karşı karşıyadırlar. Dünyanın her yerinde yaşayan Çingene kavimlerinin temel sorunları birbirine benzer. Çingene kavimlerinin sorunlarının çözümü için dünyanın her yerinde yaşayan Çingene kavimlerinin dayanışma içerisinde olmalarının büyük bir önemi vardır. Diğer taraftan tek tek Çingene kavimleri de kendi içlerinde dayanışmaya sahip olmalı, kendi kültürlerini geliştirmeli ve insanlık alemine bu kültürü en güzel şekilde tanıtmalıdırlar.

Geride bıraktığımız 30 yıl içerisinde bir Çingene kavmi bu açıdan oldukça önemli mesafeler katetmiştir: Romanlar. En eski ataları Hindistan'da başlayan uzun bir göç sürecinin ardından Balkan coğrafyasına ulaşan Romanlar, bu coğrafya içinde çeşitli dünya dillerinden etkiler taşıyan Romanes dilini geliştirmişlerdir. Zamanla Avrupa'nın diğer bölgeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına dağılan Romanların günümüzde dahi en yoğun biçimde yaşadıkları bölge Balkanlardır.

***

Avrupa tarihinde Romanlar için unutmanın neredeyse imkansız olduğu 2 büyük acı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi 19. yy'a kadar devam eden Romanya civarındaki kölelik uygulamasıdır. Bu dönemde Romanlar, bölgedeki diğer Çingene grupları ile birlikte köle olarak alınıp satılmış, onurları ayaklar altına alınmıştır. Romanlar için unutmanın imkansız olduğu bir diğer acı ise Soykırımdır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Partisi tarafından başlatılan korkunç katliamların en büyük kurbanları arasında Romanlar da yer almaktadır.

Bu acılardan dersler çıkaran Roman aydınları, Romanların sorunlarını kendine dert edinen bazı Gaco aydınları ile birlikte 1971 yılında Londra'da bir kongre topladılar. Büyük çoğunluğu Balkan ülkelerinden gelen delegeler, bu kongrede Romanlar için ortak bir simge belirlediler. Daha önce 1930'lu yıllarda Romanya'daki Romanlar tarafından tasarlandığı söylenen bu simgede gökleri ve yeri temsil eden mavi-yeşil arka planın üzerine kırmızı chakra işlenmişti. Chakra, hem göçebeliği hem de Hindistan'ın tarihi simgelerinden biri olarak Roman göçünün başlangıç noktasını işaret ediyordu. Kongre 8 Nisan'ın Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Böylelikle 8 Nisan, 1. Dünya Romanlar Kongresi'nin anımsandığı bir tarih olarak Roman toplumu arasında yaygınlaşmaya başladı.

***

Önümüzdeki Pazartesi 8 Nisan... Bu yıl Romanlar 8 Nisan'ı ırkçılığa karşı protesto günü ilan ettiler. Avrupa'da Çingeneleri, Müslümanları ve farklı olan herkesi hedef alan ırkçı terör bir kez de 8 Nisan vesilesiyle protesto edilecek. Bizler de Türkiye Çingeneleri olarak bu yerinde kararı selamlıyoruz. İnsanları evlerinde molotof kokteyleri ile katleden, camilere saldıran, mezartaşlarını kıran ırkçı terör karşısında bu cesur kararı alan Roman kardeşlerimizi candan tebrik ediyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder